https://hasaud.com/index.php/pub/issue/feedHALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİ2026-01-09T11:13:38+03:00Editoreditor@hasaud.comOpen Journal Systems<p><strong>Halk Sağlığı Araştırma ve Uygulamaları Dergisi (ISSN: 3023 - 557X)</strong>, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği tarafından yayınlanan hakemli bir dergidir.</p> <p>Dergi yılda 3 kez çevrimiçi olarak yayınlanmaktadır.</p> <p><strong>Halk Sağlığı Araştırma ve Uygulamaları Dergisi</strong>, halk sağlığını ilgilendiren tüm konu ve alanlardaki çalışmaların yayımlanmasını ve alandaki gelişmelerin ve yeni bilgilerin hızlı bir şekilde iletilmesi için bir ortam sağlamayı amaç edinmiştir.</p> <p>Dergi, açık erişimli, ulusal, çift kör hakemli bir dergidir.</p> <p><strong>Halk Sağlığı Araştırma ve Uygulamaları Dergisinde,</strong> Türkçe makaleler yayımlanmaktadır. </p> <p><strong>Halk Sağlığı Araştırma ve Uygulamaları Dergisi</strong>, yayın sürecinde herhangi bir makale işlem ücreti almamaktadır.</p>https://hasaud.com/index.php/pub/article/view/79Koroner Arter Hastalığı Tanısı Alan Olgularda İşyerindeki Kardiyak Risk Faktörlerinin Değerlendirilmesi2025-08-31T15:00:13+03:00Esra Aydın Özgüresraaydin_08@hotmail.comYücel Demiralyucel.demiral@gmail.comEbru Özpelitebru.ozpelit@gmail.com<p><strong>ÖZET</strong></p> <p><strong>Amaç: </strong>Koroner arter hastalığı tanısı alan ve çalışan olgularda işyerlerinde hastalığı etkileyebilecek risk faktörlerini belirlemektir.</p> <p><strong>Gereç ve yöntem:</strong> Koroner arter hastalığı tanısı alan, hastalık sırasında çalışan olgular koroner yoğun bakım ünitesinde yatışları sırasında iş ve meslek hastalığı uzmanı tarafından yüz yüze değerlendirilmiştir. Demografik özelliklerinin yanısıra ayrıntılı iş öyküsü alınmış ve risk değerlendirme yapılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular: </strong>Koroner yoğun bakım ünitesinde yatan ve çalışmakta olan 54 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. İş ortamında en sık maruz kalınan riskler sırasıyla ergonomik (%48,1), psikososyal (%42,6), termal (%35,2), gürültü(%22,2), titreşim (%16,7) ve kimyasallar (%11,1) olarak değerlendirilmiştir.</p> <p><strong>Sonuç: </strong>İş ortamında karşılaşılan risk faktörleri koroner arter hastalığını direkt ya da dolaylı olarak etkileyebilmekte ve hastalığın seyrini kötüleştirebilmektedir. Bu nedenle kronik hastalık tanısı sonrası mutlaka işyerindeki risk faktörlerini gözden geçirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemelerin yapılmasını sağlamak önemlidir.</p> <p> </p> <p><strong>ABSTRACT</strong></p> <p><strong>Aim: </strong>To determine the risk factors that may affect the disease in the workplaces of patients diagnosed with coronary artery disease and who are employed.</p> <p><strong>Materials and methods: </strong>Patients diagnosed with coronary artery disease and working at the time of their illness were evaluated face to face by an occupational disease specialist during their stay in the coronary intensive care unit. In addition to demographic characteristics, a detailed work history was taken and a risk assessment was performed.</p> <p><strong>Results: </strong>54 patients hospitalized and working in the coronary intensive care unit were included in the study. The most common risks in the work environment were evaluated as ergonomic (48.1%), psychosocial (42.6%), thermal (35.2%), noise (22.2%), vibration (16.7%) and chemicals (11.1%).</p> <p><strong>Conclusion: </strong>Risk factors encountered in the workplace can directly or indirectly affect coronary artery disease and worsen the course of the disease. For this reason, it is important to review the risk factors in the workplace after a chronic disease diagnosis and to ensure that the necessary occupational health and safety regulations are made.</p> <p> </p>2026-01-08T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 HALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİhttps://hasaud.com/index.php/pub/article/view/83Sağlıklı Hayat Merkezlerinin GZFT Analizi ile Değerlendirilmesi2025-12-17T15:32:25+03:00Kezban Yavuz Emikdr.kezbanyvz@gmail.comMehmet Akif Sezerolmasezerol@gmail.com<p><strong>Amaç:</strong> Bu makale, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin (SHM) birinci basamaktaki koruyucu sağlık hizmetlerindeki yerini SWOT analizi ile incelemeyi amaçlamaktadır. SHM’ lerin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri ortaya konulmaktadır.</p> <p><strong>Yöntem:</strong> Çalışma, SHM’ lere ilişkin mevzuat, ulusal rehberler, politika belgeleri ve güncel literatüre dayalı kavramsal bir değerlendirme sunmaktadır. Literatür taraması, özellikle 2010 sonrası yayımlanmış çalışmaları kapsamaktadır. Bulgular, iç çevreyi tanımlayan güçlü ve zayıf yönler ile dış çevreyi tanımlayan fırsatlar ve tehditler başlıkları altında yapılandırılmaktadır.</p> <p><strong>Bulgular:</strong> Güçlü yönler arasında bütüncül hizmet sunumu, önleyici yaklaşım ve erken tanı, toplum temelli çalışma, birey merkezli ve katılımcı danışmanlık ile dezavantajlı gruplara erişimi artıran ücretsiz ve mahalle ölçekli yapı yer almaktadır. Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) ya da İlçe Sağlık Müdürlüğü (İSM) ile iş birliği, hizmet sürekliliğini ve kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmektedir. Zayıf yönler, SHM bilinirliğinin düşüklüğünü, insan gücü ve branş dağılımındaki dengesizlikleri, görev tanımı belirsizliklerini, zaman baskısını, hizmet içi eğitimde süreksizliği, fiziksel ve teknolojik altyapı eksikliklerini, veri izleme ve kalite göstergelerindeki zayıflığı ve basamaklar arası entegrasyon sorunlarını içermektedir. Fırsatlar, koruyucu sağlık ve kronik hastalık politikalarının güçlenmesini, sağlıklı yaşam ve sürdürülebilir beslenmeye ilginin artmasını, yerel yönetimler ve paydaşlarla iş birliği olanaklarını, dijital sağlık teknolojileri ve sosyal medyanın kullanımını kapsamaktadır. Tehditler arasında koruyucu hizmetlerin bütçe ve politika kararlarında geri planda kalması, finansal belirsizlikler, sağlık insan gücünün dengesiz dağılımı, nicelik odaklı performans ölçümü, afet ve acil durumlara hazırlıktaki yetersizlik ve veri güvenliği riskleri bulunmaktadır.</p> <p><strong>Sonuç:</strong> Bulgular, SHM’ lerin koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmede önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bu potansiyelin tam kullanılabilmesi için insan gücü planlamasını, altyapıyı, mevzuat ve finansman yapısını, entegrasyon ve afet hazırlığını güçlendiren bütüncül bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, politika yapıcılar ve uygulayıcılar için SHM’ lere yönelik stratejik planlama süreçlerine katkı sağlayabilecek bir çerçeve sunmaktadır.</p>2026-01-08T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 HALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİhttps://hasaud.com/index.php/pub/article/view/85Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Öğrencilerinde Algılanan Sağlık Hizmeti Kalitesi ve Sağlık Hizmeti Kullanımı2025-12-26T11:39:04+03:00Ali Mesut Temizeralimesut@hotmail.comGamze Varolgvarol@nku.edu.trSerap Baysaldr.serapayhan@gmail.com<p>Bu çalışmada, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ)’nde öğrenim gören sağlık bilimleri öğrencilerinin sağlık hizmeti kullanım sıklıkları ve bu hizmetleri hangi sağlık kuruluşlarından karşıladıkları, algıladıkları sağlık hizmeti kalitesi düzeyleri ile bu değişkenlerin demografik faktörlerle ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma evrenini, 2016–2017 eğitim-öğretim yılında Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu (SYO) ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO)’nda öğrenim gören, 402’si kadın ve 120’si erkek olmak üzere toplam 522 öğrenci oluşturmuş; yüz yüze anket uygulaması sonucunda veri formunu eksiksiz dolduran 437 katılımcı (%83,7) çalışmaya dâhil edilmiştir. Kesitsel tipte tasarlanan çalışmada, araştırmacılar tarafından oluşturulan ve sosyodemografik özellikler ile sağlık hizmeti kullanımını sorgulayan 35 soruluk anket formu ile 30 maddeden oluşan SERVQUAL Algılanan Sağlık Hizmeti Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra karşılaştırmalı analizlerde Student t testi, tek yönlü varyans analizi ve Ki-kare testi uygulanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 18.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların sağlık hizmeti kullanım tercihleri incelendiğinde, devlet hastanelerinin ilk başvuru yeri olarak öne çıktığı, aile hekimlerine ve mediko-sosyal merkezlerine başvurunun ise düşük düzeyde kaldığı saptanmıştır. Katılımcıların yaklaşık yarısının sevk zinciri kavramını bilmemesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeterince etkin kullanılmadığını düşündürmektedir. Cinsiyet ile genel hizmet kalitesi beklenti ve algıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamakla birlikte, kadınların bazı kalite boyutlarına (heveslilik, fiziksel özellikler ve empati) erkeklere kıyasla daha fazla önem verdiği belirlenmiştir. Algılanan ve beklenen hizmet kalitesi arasındaki farkın en düşük olduğu boyutun fiziksel özellikler olduğu; eğitim düzeyine göre hizmet kalitesi beklenti ve algılarında farklılıklar bulunduğu saptanmıştır. Beklenen ve algılanan hizmet kalitesi arasında pozitif yönlü ancak zayıf bir ilişki bulunmuştur. SERVQUAL analizine göre tüm kalite boyutlarında skorların negatif olduğu ve en büyük boşluğun güvenilirlik boyutunda ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sağlık hizmeti kalitesinin artırılabilmesi için hizmet kullanıcılarının beklentilerinin düzenli olarak ölçülmesi, bu beklentilere yanıt verecek iyileştirmelerin planlanması ve sürecin daha geniş örneklemlerle yinelenen bilimsel çalışmalarla izlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.</p>2026-01-08T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 HALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİhttps://hasaud.com/index.php/pub/article/view/86Çocuk Ölümleri2026-01-06T12:13:43+03:00Muzaffer Eskiocakdreskiocak@hotmail.com<p>Editöre Mektup</p>2026-01-08T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 HALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİhttps://hasaud.com/index.php/pub/article/view/84Çocuklarda Aşı Kararsızlığı ve Aşı Reddi: Literatür ve Güncel Veriler Işığında Bir Derleme2025-12-25T11:51:25+03:00Burcin Nalbantoglubnalbantoglu@nku.edu.tr<p>Aşılama, çocukluk çağında bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde en etkili halk sağlığı müdahalelerinden biridir. Ancak son yıllarda aşı kararsızlığı ve aşı reddi, hem dünyada hem de Türkiye’de çocukluk çağı bağışıklama programlarının sürdürülebilirliğini tehdit eden önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Bu derlemenin amacı, Türkiye’de çocuklarda aşı kararsızlığı ve aşı reddinin güncel durumunu, sıklığını, eğilimlerini, nedenlerini ve risk faktörlerini literatür ışığında değerlendirmek ve çözüm önerilerini tartışmaktır.<br>Bu derleme, ulusal ve uluslararası literatürde yayımlanan epidemiyolojik çalışmalar, raporlar ve derlemeler temel alınarak hazırlanmıştır. Türkiye’ye özgü veriler, Sağlık Bakanlığı raporları, Türkiye Tabipler Birliği yayınları ve toplum temelli araştırmalar doğrultusunda incelenmiştir.<br>Türkiye’de aşı reddi olgularının 2010’lu yıllardan itibaren belirgin şekilde arttığı, çocukluk çağı aşı kapsamlarında ise son yıllarda düşüş eğilimi olduğu görülmektedir. Aşı kararsızlığı ve reddi ile ilişkili başlıca nedenler arasında aşı güvenliği ve içerik kaygıları, otizm gibi ciddi hastalıklarla ilişkilendirmeye dayalı yanlış inanışlar, sosyal medya kaynaklı dezenformasyon, hastalık riskinin düşük algılanması ve sağlık sistemine duyulan güven yer almaktadır. Risk faktörleri arasında sağlık okuryazarlığı düzeyi, bilgi kaynağının niteliği, tamamlayıcı/alternatif tıp kullanımı ve pandemi döneminin yarattığı güven iklimi öne çıkmaktadır.<br>Türkiye’de çocuklarda aşı kararsızlığı ve reddi, toplum bağışıklığını tehdit eden çok boyutlu bir sorundur. Bu sorunla mücadelede birinci basamakta etkili ve empatik iletişim, sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik toplum temelli müdahaleler, dijital yanlış bilgiyle mücadele ve düzenli izlem sistemlerinin güçlendirilmesi kritik öneme sahiptir. Multidisipliner ve sürdürülebilir halk sağlığı stratejilerinin geliştirilmesi acil bir gerekliliktir.</p>2026-01-08T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 HALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİhttps://hasaud.com/index.php/pub/article/view/82Sağlıkta Sosyal Eşitsizlikler, Hakkaniyet ve Sindemik Yaklaşım2025-11-20T09:28:01+03:00Osman Hayranohayran@gmail.com<p style="font-weight: 400;">Sağlığın sosyal belirleyicileri, sosyal eşitsizlikler ve hakkaniyetli sağlık hizmeti konuları neredeyse sanayi devriminin başlangıcından beri bilinen, üzerinde kafa yorulan, tartışılan, sağlık sektöründe büyük ölçüde kabul görmüş olan konulardır. Ne var ki bu denli eski bir geçmişe sahip konunun sahibi bulunmadığı gibi kullanım değeri olan çözüm önerileri yok denecek kadar azdır. Konuya ilişkin sorunların çözümü sağlık çalışanları tarafından yöneticilere, yöneticiler tarafından da politikacılara bırakılmakta, politikacıların ise ilgisini çekmemektedir.</p> <p style="font-weight: 400;">Bu yazıda önce sağlığın sosyal belirleyicileri konusunda özet bilgi verilerek sağlık alanında günümüzde öne çıkan sosyal eşitsizlikler ve hizmet kullanımında hakkaniyet sorunları üzerinde durulmuştur. Başta halk sağlıkçılar ve hekimler olmak üzere sağlıkla ilgilenen her kesimin sağlıklı bir değerlendirme yapmasına yol göstermesi için kullanılması uygun olan, İngilizce yaşanılan yer, ırk-etnik köken, meslek, cinsiyet, din, eğitim durumu, sosyoekonomik durum ve sosyal sermaye sözcüklerinin baş harflerinden oluşan PROGRESS ile sorunlara sindemik yaklaşımın önemi konusunda bilgi verilmiştir.</p>2026-01-08T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 HALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİhttps://hasaud.com/index.php/pub/article/view/68Türkiye ve Dünyada Modern Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetlerinin Tarihsel Gelişim Sürecine Genel Bir Bakış2025-04-16T00:20:48+03:00Devran Karpuzdevrankarpuz@gmail.comBülent Kılıçbulent.kilic@deu.edu.tr<p class="western" lang="en-GB" style="line-height: 200%; margin-top: 0.01in; margin-bottom: 0.01in;" align="justify"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Dünyadaki hastane öncesi acil sağlık hizmetleri (HÖASH) uygulamaları incelenirken Anglo-Sakson ve Fransız-Alman olarak iki ekol karşımıza çıkar. Bu uygulamaların üstünlükleri ve farklılıkları sıklıkla karşılaştırılmakta ve araştırmalar düzenlenmektedir. Ülkemizdeki uygulamalar değerlendirilirken yapılan araştırma ve incelemeler yakından takip edilmeli ve buradan hareketle koşullarımıza uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Değerlendirmelerin nitelikli yapılabilmesi için, bahsedilen modellerin tarihsel gelişim süreci anlaşılmalı ve süreç içerisindeki gözlem, tespit ve çözümler iyice tahlil edilmelidir. HÖASH, tarih boyunca savaşlar, endüstrileşme ve şehirleşme ile başlayan ve gelişen bir alan olmuştur. Artan ihtiyaçlarla gelinen noktada modern anlamda uygulamalar, İkinci Dünya Savaşı sonrası süreç ile başlamış ve 1990’lı yıllara kadar hızlı bir gelişme göstermiştir. HÖASH için 1950 ve 1960’lı yıllardaki gelişmeler, 1970’lerdeki düzenlemelerle günümüz uygulamalarının temeli atılmış, daha sonra yapılan iyileştirmelerle de kapsamı ve kalitesi artırılmıştır. Ülkemizde ise uygulamalar 1950’li yıllarda başlamış olmasına karşın, modern anlamdaki ilk uygulamalar 1980’li yılların ortalarından başlatılabilmiş ve güncel uygulamaların temeli 1990’lı yıllarda atılmıştır. Türkiye’de yaşanan bu gecikmenin nedenleri ayrıntılı incelenerek tespit edilmelidir. Ülkemizin mevcut koşullarının detaylıca incelenmesi, mevcut uygulamaların etkililiğinin araştırılarak koşullarımıza uygun hale getirilmesi önem arz etmektedir. </span></span></p>2026-01-08T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 HALK SAĞLIĞI ARAŞTIRMA VE UYGULAMALARI DERGİSİ